1960’larda Aaron Beck tarafından geliştirilen bu yaklaşımın ön savı durumlar ve olaylar karşısındaki duygularımızın o sırada aklımızdan geçen otomatik düşüncelerle bağlantılı olduğudur.  Bir olay ya da durum karşısında farklı bireyler farklı hissederler, farklı tepkiler verirler. Bunda bireyin o sırada aklından geçen düşünceler, durumu ne şekilde algıladığı, kendisi, çevresi ve geleceği ile ilgili inançları belirleyicidir. Duyum ve duygularımız bazen rahatsızlık ya da sıkıntı verebilir bir düzeyde olup, bu olumsuzluğu giderme gereksinimi oluşabilir.  Kişinin kişisel deneyiminde edindiği ya da keşfettiği başa çıkma yolları bu olumsuzluğu rahatlamaya sevkedecek şekilde gelişmiştir. Örneğin sosyal bir karşılaşma ya da topluluk önünde konuşma, bu konuda yüksek kaygısı olan birini endişeye sürükleyebilir ve zihninde heyecanının anlaşılacağı, olumsuz değerlendirilip eleştirileceği düşüncelerini oluşturabilir. Bilişsel değerlendime, durum, düşünce, duyum, duygulanım ve başa çıkış döngüsünde işlevsel olmayan ve bir tür kısır döngüye dönüşen olumsuz yaşantılarımızı düşünceler, iç kurallar, koşullu hükümler, değerler ve inançlar düzeyinde araştırıp bunları anlamaya odaklıdır. Bireyin yaşadığı olaylara ve karşılaştığı durumlara ilişkin alternatif düşünceler, farklı bakış açıları ve işlevsel başa çıkış biçimleri geliştirmesi, kendisi ve çevresi ile ilgili çıkarım ve inançlarını dönüştürmesinde yardımcı olur.  

Bir terapi seansında ele alınan bir durum ya da deneyimin detaylarını duygular, düşünceler, algılar, kurallar, ara inançlar ve tepkiler üzerinden değerlendirmek olası bir sebep sonuç ilişkisini belirleyip yaşantıyı deyim yerindeyse çözümlemek için önemlidir. Olası bir etkin ya da baskın düşünceyi belirlemek, gerçekçi olmayan düşüncelere alternatif, dengeli bir bakışaçısı geliştirmek, duyguları olumlu yönde etkileyebilecek gereksinimler, istekler ve ihtiyaçlar üzerinde durmak etkin başa çıkışlar geliştirmek için değerlidir. Seans dışında yapılan bir uygulama, bir çalışma üzerinden bunun etkilerini araştırmak, varsa kaçırılan ve ihmal edilen noktaları belirlemek sonraki seansın hedeflerini belirlemek ve sürecin sağlığını korumak açısından dikkate alınır.

Kişinin kariyer ve iş yaşantısında, evinde, özel hayatında, sosyal yaşantısında ve bu alanlardaki ilişkilerinde ne olmasını istediği, nasıl daha farklı deneyimlemek istediği belirleyicidir. Terapistin, kişinin farklı yaşam alanlarında yaşadığı olumsuzluklar üzerinden ne tür sorunları olduğunu, bunun genel nüfus içindeki normlara göre niteliğini ya da belirtilerin değerlendirme istatistiklerindeki karşılığını belirleyip tanı koyma becerisi vardır. Danışanın da, varsa, kendisine yönelik konan tanıyı bilme hakkı vardır. Yine de terapist bireyin öznel değerlendirmesinde nasıl daha farklı olmak, farklı hissetmek, farklı tepkiler vermek istediği üzerinden terapi hedeflerini belirler. Toplumsal, duygusal, zihinsel, davranışsal yönden geliştirmek istediği beceriler varsa bu beceriler üzerinde çalışılır. Bireyin kişisel özlemleri ve hedefleri yönünde iç huzurunun ve mutluluğunun karşılığı hem seanslar çerçevesinde hem tüm çalışma çerçevesinde odaktır.

Şu yazıyı da okumak isteyebilirsiniz