Araştırmalar bilişsel ve davranışçı uygulamaların bireyin iç bütünlüğünü sağlayarak duygusal, düşünsel ve tepkisel uyumun oluşturulmasında oldukça etkili olduğunu göstermiştir. Yine de bireyin farklı yaşam alanlarında tekrarlayan, bazı zorlayıcı düşünme, başaçıkış ve inanç kalıplarının esnetilmesi bu kalıpların geçmiş deneyimlerle ilişkisinin bağıntısını anlamayı gerektirir.   Şemalar ve Modlar, Jeffrey Young tarafından geliştirilmiş kavramlar olarak bilişsel ve davranışçı yöntemleri yaşantısal duygu yoğun yöntemler ile birleştirir. Bu çalışma bireyin geçmişten bugüne getirdiği zorlayıcı kural ve inanç kalıplarını, işlevsiz başaçıkışları ve olumsuz duyum, duygu ile düşünce örüntülerini bugünün gerçekliği ile uyumlu, bireyin özlemlerine ve mutluluğuna hizmet edecek şekilde ele almayı hedefler.

Şemalar çocukluk ve ergenlik döneminde temelleri oluşan ve yaşam boyu beslenerek ve doğrulanarak varlıklarını sabitleyen bazı kalıplardır. Bu kalıplar kişilerin kendileri ya da başkaları hakkında, yaşanan olayın kendi gerçekliğinden ayrı, birden beliren, olumsuz imgeler, duyumlar, duygular, inançlar ve algılar bütünüdür. Bunlar, kalıp olarak olumlu etkileşim ve yaşantılardan hemen hiç etkilenmeyecek ölçüde sabit ve katı yapıdadır. Şemaların, bebeğin doğarken getirdiği mizaç ve huy gibi nörofizyolojik bir temel üzerine, çocukluk ve ergenlik döneminde hem sosyo-kültürel etkileşimler hem ebeveynle ilişkilerdeki olumsuzluklar, ihmaller ve yoksunluklar üzerinden seçici benimseme ve özdeşim kurma ile oluştuğu varsayılır. Bu kalıplar çalışmaya getirilen gündemler üzerinden rahatlıkla anlaşılacağı gibi şemaları belirlemekte kullanılan ölçekler de vardır.

Şemalar kişinin getirdiği ve el yakan sıcak meseleler iken Modlar bireyin kendilik iç yapısında barındırdığı varsayılan benlik parçalarıdır. Bu benlik parçalarının, doğuştan gelen ve yetişkinlikte geliştirilen halleriyle bireyin varoluşuna ve hayatta kalımına hizmet ettiği anlaşılır. Modlar en özgün, spontan mutlu hallerimiz olabildiği gibi en karamsar, ümitsiz, öfkeli, beklentili, zorlayıcı hallerimiz de olabilir. Modlar benlik kalıbı içinde varlıklarını duygular, algılar, kurallar, değerler, beklentiler, özlemler ya da başaçıkışlar üzerinden gösterir. Çalışma, modlar arası etkileşimin, bireyin mutluluk ve iyilik hallerine ne ölçüde hizmet ettiği ya da etmediğinin anlaşılması üzerinedir. Modlar arası, yani içsel etkileşim bütünlükle değilse kişi olumsuz bir döngü içinde belirli şema kalıplarını tekrarlıyor olabilir.

Bu yaklaşım bir çocuğun sağlıklı gelişiminde karşılanması gerekli belirli ihtiyaçlarının bulunduğu varsayımı üzerine kuruludur. Çocuk, gelişimi sürecinde, bakımverenine sağlıklı ve güvenli bir şekilde bağlanma, yeterli ve özgür bir kendilik algısı geliştirme, gereksinimlerini ve duygularını ifade etme, gerçekçi sınırlar üzerinden kendini denetleyebilme ile özgün ve yaratıcı olma ihtiyacındadır.  Bu ihtiyaçlardan herhangi birinde beliren gelişimsel engellenme, doyumsuzluk ve yoksunluk, bu alanlara ilişkin belirli şemaların oluşmasına, iç mod etkileşimlerinin sağlıksız olmasına yol açar. Çocuk ileriki yetişkinlik yaşantısında bu temel ihtiyaç alanlarındaki gereksinimleri gidermeye yönelik istemeden şemalar ve işlevsiz zorlaycı modlar geliştirmeye yönelir.

Bu çalışma kalıp ve yapıların zihinsel ve yaşantısal öğrenme deneyimleri ile değiştirilebileceği temel varsayımı ile başlar. Bu çalışmanın amacı diğer farklı bireylere, özgün, spontan ve mutlu hallerinin olabildiğince korunduğu, olumsuzluklar ile başaçıkışlarda sırasıyla bireysel, ilişkisel ve toplumsal özlemlerin birlikte korunabildiği olasılığını ve seçenekleri sunabilmektir.

Şu yazıyı da okumak isteyebilirsiniz!