Sıklıkla Sorulan Sorular
Ne zaman psikolojik destek almalıyım?
Günlük yaşamınızda daha önce başa çıkabildiğiniz durumlarla artık başa çıkamadığınızı düşünüyor ve ruhsal olarak kendinizi sıklıkla üzgün, karamsar, endişeli, korkulu, çaresiz, kızgın, öfkeli ya da suçlu hissediyorsanız bir klinik psikologdan destek almayı düşünebilirsiniz. Günlük yaşamda daha önce kolaylıkla yaptığınız ya da yapmaktan keyif aldığınız eylemleri artık yapmakta güçlük çekiyor, tıbbi bir nedene bağlı olmadan kendinizi yorgun, güçsüz ve isteksiz duyuyorsanız ayrıca sosyal ve yakın ilişkililerde uzaklaşma, zorlanma ve baskı yaratan unsurlarla karşı karşıyaysanız psikolojik destek olarak nitelenen bir psikoterapi hizmeti size yardımcı olabilir.
Psikoterapi nasıl yardımcı olur?
Çalışma, psikolojik sorunlar ve kendilik yapılanmaları üzerine, farklı psikoloji kuramları üzerinden geliştirilmiş, çalışma yaklaşımları ve yöntemler ile yapılır. Psikolog, bu kuramlardan ve yaklaşımlardan en az birinin eğitimini, ilgili danışan grubu için almış bir uygulayıcı olarak, danışanla, insani ve mesleki ilişki kurar. Psikolog, olası bir çalışmada soruna katkıda bulunabilecek bireysel kendilik yapılanmalarını, geçmiş yaşam deneyimlerini ele alarak sağaltma sürecini yönlendiren kişidir. Psikolog, başvuran kişi olarak sizi tanımaya ve sorunlarınızı anlamaya yönelik yapacağı ilk görüşmeden başlayarak çalışmaya başlar. Günlük yaşamınızı olumsuz etkileyen deneyimleriniz ile buna eşlik eden olayları, zihinsel yaşantınızı, duygu durumunuzu ve başa çıkışlarınızı araştırır. Desteğe yönelme kararınızı ve bu tür bir çalışmadan beklentilerinizi, bireysel değişim ihtiyacınız üzerinden merak eder. İlk seanslarda ele alınan zihinsel durum değerlendirmeleri, yaşantınızdaki duygu durum, hisler, algılar, düşünceler ve tepkiler üzerinden sizi anlamaya yöneliktir. Araştırılan sorun ve özyaşam öyküsü ise bugünkü zihinsel durumunuzun açıklanabilmesi içindir. İlk seanslarda kurulan bu bağ, niteliği yönünden hem oldukça insani, hem içeriği yönünden yoğun veri aktarımı içeren mesleki bir bağdır. Psikolog, benimsediği ve yetkinliğini edindiği çalışma yaklaşımı üzeriden sorunun bir kavramlaştırmasını sunabilir ya da tanılama adına yaşantınızın bir açıklamasını yapabilir. Kendisi, hedeflere ve istenen değişimlere erişmenizde, etkin başa çıkışlar geliştirmenizde, kaynaklarınızı ve seçeneklerinizi keşfetmenizde, size eşlik eden kişidir.
Unutmayın: Sorumluluk sizdedir. Terapist, bu süreçte sizin rehberiniz, eşlikçiniz ve ortağınızdır. Ancak yine de bu sizin yolculuğunuzdur. Çoğunlukla sorunun kendi değil onunla nasıl başa çıktığımız ya da çıkamadığımız sorunun ta kendisidir.
Psikoterapi nasıl bir çalışmadır?
Bu süreç haftada bir sıklığında haftalarca ya da aylarca devam eden ve sonlanmasına uygun olanı terapistle birlikte karar verilen bir süreçtir. Düzenli katılım ve işbirliği önemlidir. Terapide terapistin benimsediği yaklaşım doğrultusunda uzman olarak duruşu, girişimleri ve terapinin süresi değişebilir. Bu konuda terapistinizden bilgi alarak yaklaşımın size uyup uymadığını değerlendirebilirsiniz. Ayrıca terapistinizin klinik uzmanlığını nereden edindiğini ve hangi devam eğitimlerini aldığını öğrenerek sürece ilişkin güveninizi oluşturabilirsiniz.
Gelen sorunun yaşandığı ortam ve koşullara, kimlerin bu sorunlardan doğrudan, hangi ölçüde ve nasıl etkilendiğine göre ve elbette istenen değişime göre, terapi birimine yani terapinin kinimle ya da kimlerle yapılabileceğine terapist karar verir ve onay ister. Duruma göre terapi birimi birey, çift ya da aile olabilir. Ülkemizde bu alanda sağlık hizmeti verebilecek meslek uzmanları psikiyatrlar ve psikologlardır.
Psikolog ya da Klinik Psikolog kimdir?
Düşünce, duygu ve davranışları inceleyen bilime psikoloji, bu bilimin lisans düzeyinde eğitimini almış kişiye psikoloji mezunu denir. Ülkemizde üniversitelerin Fen-Edebiyat fakültelerine bağlı ‘Psikoloji’ ya da Eğitim fakültelerine bağlı ‘Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık’ bölümünden lisans mezunu biri Klinik Psikoloji üzerine yüksek lisansını tamamladığında bir meslek uzmanı olarak Klinik Psikolog ünvanını edinmiş olur. Kişi lisans eğitimini bunların dışında farklı bir alanda ve fakültede tamamlamış ise Klinik Psikoloji yüksek lisansının üzerine bir de Klinik Psikoloji doktorasını tamamladığında klinisyenlik meslek uzmanlığını edinmiş kabul edilir. Klinisyen yetiştiren bu programlar yüksek lisans ya da doktora tezi vermeyi de içeren ve eğitmen uzmanlardan süpervizyon eşliğinde tanımlı sayıda ve sürede danışan görmeyi de gerektirir. Mezuniyet sonrası klinik psikoloğun ya da halk diliyle psikoloğun, kendini rahat hissettiği yaklaşımlarda aldığı mezuniyet sonrası ek alan eğitimleri, staj ve süpervizyonlar ile edindiği yetkinlik, mesleki ilerlemenin bir koşuludur ve vazgeçilmezdir. Psikologlar, zihinsel/ruhsal rahatsızlıklar üzerine ölçme, değerlendirme, tanılama, raporlama, psikoterapötik formulasyon yapma, tedavi planı oluşturma, bunu uygulama ve tedaviyi değerlendirme becerilerine sahiptirler. Mezun oldukları lisans ve yüksek lisans eğitimleri kendilerine bu becerileri kazandırdığı gibi mezuniyet sonrası sürdürülen alan eğtimleri psikologları belirli uygulama pratikleri üzerine daha da yetkin şekilde ilgili meslek enstitüsünce yetkilendirilmiş ve serfikalandırılmış konuma da getirebilir. Psikolog danışanla kurduğu insani ve mesleki ilişki üzerinden getirilen rahatsızlığa katkıda bulunan tüm etkiler, örneğin kendilik yapısıyla ilgili, sosyal, mesleki, ailevi ve fizyolojik tüm etkileri birlikte değerlendirebilecek, farklı meslek uzmanları ile birlikte çalışabileceği bir yetkinliğe sahiptir. Dolayısıyla bir meslek uzmanı olarak diğer sağlık meslek uzmanları ile hiyerarşik değil paralel eşdüzey bir konumda görülmesi uygun olan donanımdadır.
Psikoloğunuzun mesleki yeterliğinden şüphe eder ve bu şüphenizi gideremezseniz çalışmayı sonlandırma ve yeni bir uzman arama olasılığını değerlendirin.
Psikiyatr / Psikiatrist kimdir? Psikologdan farkı nedir?
Üniversitelerin tıp fakültelerinden mezun olup ‘akıl sağlığı ve hastalıkları’ alanında uzmanlaşan doktorlara psikiyatr denir. Kişinin zihinsel, duygusal ve davranış süreçlerinde ve çevre uyumunda görülen bozuklukların incelenmesi, tanımlanması, sınıflandırılması ile sorunların giderilmesi ile ilgilenirler. Bir psikiyatrist zihinsel hastalıkların tanısını koyarken rahatsızlığın diğer tıbbi fizyolojik rahatsızlıklardan ayrılmasından ve gerekli görüyorsa ilaç uygulamasının başlatılmasından sorumludur. Ayrıca psikoterapi yönelimli bir psikiyatrist ise benimsediği ve eğitimlerini aldığı yaklaşımda psikoterapi uygulayabilir ya da hastasını psikoterapiye yönlendirir. Psikiyatrlar uzmanlıkları dahilinde farmakoloji eğitimlerini almış olup ilaç yazmaya tek yetkilidirler. Psikologların ya da klinik psikologların ilaç tavsiyesinde bulunma ya da ilaç yazma yetkileri yoktur.
Ülkemizde, klinik psikologlara ruh/zihin sağlığı alanında bağımsız mesleki uygulama yapma hakkı tanınmamıştır. Mevcut sağlık meslek yasası, klinik psikologları, yardımcı meslek elemanı olarak ancak psikiyatristlerce tanısı konmuş hastalarla çalışabilecek yardımcı meslek elemenları olarak tanımlamaktadır.
Psikoterapist kimdir? Kimler psikoterapi yapar?
Psikoterapistler bireylere, gruplara, çiftlere ya da ailelerle psikolojik girişimler üzerinden psikoterapi uygulayan kişilerdir. Bu kişiler ülkemizde klinik psikologlar ya da psikoterapi eğitimlerini ve süpervizyonlarını tamamlamış olan psikiyatristlerdir. Psikoterapistler benimsedikleri yaklaşımdaki ve çalışma alanlarındaki gelişmeleri takip etmek ve meslek yaşamları boyunca alan eğitimlerini almaya devam etmekten sorumludurlar. Her psikolog aynı zamanda psikoterapisttir; ama her psikiyatr aynı zamanda psikoterapist değildir! Dolayısıyla görüştüğünüz psikiatristin bu yönünü, çalışmaya başlamadan önce araştırabilirsiniz.
İlaç ve psikoterapi uygulamaları nasıl etki eder? Etkileri ne yönden farklıdır?
İlaç uygulaması beyindeki zihinsel yani duygusal, düşünsel ve edimsel süreçlere eşlik eden belirli nöral ileti enzimlerinin geri emilimini ya da salgılanmasını baskılayarak bilişsel süreçlerde değiştirici etki yaratır. Yaratılan etki belirtiye özel, sınırlı, geçici ve birikimlidir. Dolayısıyla ilacın reçelendiği dozda ve sıklıkta kullanılması gerekir. Ayrıca farklı tıbbi tedavilerde kullanılan ilaçlarla etkileşimi üzerinden düzenleme gerektirebilir. Klinisyenlerin uyguladığı psikoterapi çalışmaları, çalışma ortamının zihinsel ve ilişkisel tüm kaynakları üzerinden yeni tür düşünce, duygulanım ve davranış örüntülerinin geliştirilmesini sağlar. Çalışmanın geneline yayılan, farklı olanı deneyimleme, yeniyi öğrenme, eskiyi dönüştürme ve etkiyi pekiştirme üzerinden yeni deneyim örüntüleri oluşur. Dolayısıyla değişim, kalıcı ve farklı durumlara uyarlanabilecek niteliktedir. Yeni bir düşünme, duyumsama, hissetme ve başa çıkma biçimi gelişir. Bu da birçok sorunda psikolojik desteği ilaç uygulamasına tercih edilir kılar. Bazı sorun ve olgularda ise ilaç kullanımının eşlik ettiği bir psikoterapi süreci önerilebilir. Bunu psikiatristiniz belirlerken ayrıntılı bir anlatımla gerekçelendirecektir.
Unutulmamalı ki psikiatrik ilaçlar sadece uzman tıp doktorlarınca reçetelenir. Psikologların ilaç önerisinde bulunma yetkileri yoktur.
Psikolojik ölçekler ve testler ne işe yarar?
Bireyler ve çiftlerle yapılan karşılama ve değerlendirme görüşmelerinde alınan detaylı öykü ve bildirim bazen, psikolojik ölçme ve değerlendirme araçları ile desteklenebilir. Bu araçlar genel olarak psikolojik ölçeklerden ve testlerlerden oluşur. Başvurunun niteliğine ve sorunun tanımına göre uygulanan psikolojik ölçekler ve testler, bireyin zihinsel sağlığını, bilişsel süreçlerini, duygu durumunu, başa çıkışlarını, kendilik yapılanmasını, ayrıca sosyal ve ailevi ilişkilerini değerlendirmek için kullanılır. İleri yaş sağlığında zihinsel sağlığın korunum düzeyini belirlemek önemliyken, çocuklarda bilişsel, duygusal, sosyal, fizyolojik gelişim ve öğrenme süreçlerini yaşına göre değerlendirmek öne çıkar. Uluslararası standartları olan, geçerlik ve güvenirlik ölçütlerini karşılayan bu uygulamalara yönelmek, tanı ve raporlamayı kolaylaştırır. Uygulayıcılar, ilgili yüksek lisans programında eğitimi alınmış ya da alan eğitimlerinde dışarıdan sertifikaları alınmış belirli ölçek ya da testleri uygulayabilirler. Kişiye hangi araçların uygulanacağını, klinik psikologlar ya da talepte bulunan psikiyatristler belirleyebilirler.
Hatalı bir uygulama, yorumlama ya da raporlama, hatalı bir sınıflandırma ya da tanılamaya götürebileceğinden sağlık kurumları, testi uygulayacak uzmanın o testle ilgili gerekli eğitimleri almış, uygulama ehliyetine ve deneyimine sahip olmasını gözetir.
Çevrimiçi (Online) terapi yüzyüze seansa bir alternatif olabilir mi?
Çevrimiçi danışmanlığı, yüzyüze danışmanlığın internet üzerinden farklı görüşme platformları aracılığı ile gerçekleştirilmesi olarak tanımlayabiliriz. Çevrimiçi hizmet geleneksel yüz-yüze hizmetin koşullarına benzer, aynı etki ve nitelikte sunumunu hedefler. Bunun için yeterli bir çevrimiçi bağlantı, uygulama ve donanım altyapısı ile rahat ve yalıtılmış bir ortam, gerek danışan gerek meslek uzmanı için ön koşuldur. Çalışma sürecinde faydalanılan iletişim kanalları arasında e-posta iletileri, yazılı sohbet uygulamaları, eş / gerçek zamanlı görüntülü görüşme ve konferans uygulamaları yer alır. Bazen, örneğin arada coğrafi uzaklığın uzaktan bağlantıyı zorunlu kıldığı durumlarda ya da çalışma öncesinde test, ölçek ve değerlendirme formlarının doldurulması istendiğinde bu çalışma şekli geleneksel yüz-yüze görüşme sürecine yedirilerek de sürdürülür.
Bu alandaki çevrimiçi hizmetler uzun süredir sağlanıyordu. Ama son COVID-19 salgınının coğrafi uzaklık ve karantina şartları bu hizmetlere erişim talebini ve bunların sunum gereksinimini fazlasıyla arttırdı. 2020 Aralık ayında 21 araştırmacının ortak katılımı ile sonuçları açıklanan ancak halen değerlendirme aşamasında olan uluslararası bir araştırma yayınlandı. Bu araştırma, Covid-19 salgınında çevrimiçi zihinsel sağlık hizmetlerinde, profesyonellerin yönelimlerini ve deneyimlerini, yaşadıkları olumsuzluklar ile birlikte incelemiş. Avusturya, Belçika, Kıbrıs, Fransa, Almanya, İtalya, Lübnan, Litvanya, Hollanda, Norveç, Portekiz, İspanya ve İsveç’ten çoğu psikolog 2,000’in üzerinde, zihinsel sağlık profesyoneli bu çalışmaya dahil olmuş. Çalışma, sınırlı bir ön eğitime karşın çevrimiçi seanslara yönelimin çok yüksek olduğunu göstermiş. Psikologların çoğu bunu olumlu bir mesleki deneyim olarak tanımlarken bu tür bir hizmetin çevrimiçi ortamda sunulmasına yönelik bazı çekinceler öne çıkmış. Örneğin, danışmanlık ilişkisinin (raporunun) kurulması, göz kontağının sağlanması, sözel olmayan davranışın ve duyguların ele alınması, özgün bir bağlantı oluşturma ve bazı fiziksel ortam uygulama tekniklerinin kullanımı konularındaki zorluklar bu çekincelerdendir. Bazı profesyoneller, travma geçirmiş, intihara eğilimli, gerçeklikle bağlantısı kırılgan ya da çocuk yaşlardaki kişiler gibi belirli danışan grupları ile sağlıklı bir çalışma yürütebilme endişelerini vurgulamışlar. Tutum yönünden profesyoneller, çevrimiçi çalışmaya uzak bir tavır ve yüz-yüze çalışmaya katı bir bağlılık sergilememişler. Danışan tarafında ise geleneksel çalışmaya bağlılık ve yüz-yüze görüşmeyi tercih kısmen gözlenen bir tavır olmuş. Kolaylaştırıcı koşullara yönelik sessiz ve rahat bir ortama erişme güçlüğü, çevrimiçi alt yapı donanım ve yazılım olanaklarının yetersiz kalması ya da bu yeni ortama ilişkin yeterli mesleki ve teknik eğitime erişememiş olmak en fazla dile getirilen konular arasında olmuş. Çok sayıda meslek örgütü kendi sayfalarında terapi ve danışmanlık etik kurallarını çevrimiçi şartlara uyarladığından profesyonellerin buna yönelik kaygıları görece daha düşük düzeyde kalmış.
Öyle görünüyor ki çevrimiçi danışmanlık artık geçici bir kriz durumu uygulamasından öte önümüzdeki yıllarda da devam edecek bir hizmet olacak. Danışan olarak kendi tarafınızda yukarıda belirtilen konuların hangilerinin sizin için de geçerli olduğunu değerlendirebilir, sürecinize başlamadan önce danışman ile bu konuları konuşabilirsiniz. Durumunuza uygun olarak farklı çözüm önerilerini talep edebilirsiniz. Meslek uzmanının, mesleki yeterliliği ile ilgili diploma ve devam eğitimleri bilgisine internet ortamında yayınlandığı ölçüde erişebilir, uygulayıcının yeterliği ile ilgili almak istediğiniz bir bilgi ya da belgeyi doğrudan isteyebilirsiniz. Meslek uzmanının yaklaşımı ve uygulama yöntemlerinin sizin beklentilerinize uygunluğu dışında bunları çevrimiçi ortamda nasıl uygulayacağını, sizle ilgili çevrimiçi ortamda alınan her türlü bilgiyi nasıl güvenli şekilde saklayacağını da doğrudan sorabilirsiniz. Danışman çevrimiçi ya da yüz-yüze, güvenli, sağlıklı, etik ve etkin bir ortamı sağlamakla yükümlüyken sizin bireysel tercihlerinize ve koşullarınıza uygun düzenlemeleri yapmaya ayrıca gönüllü olmalı.
Danışan olarak sorumluluğunuz, kendinizi güvende ve rahat hissettiğiniz bir profesyonelle aynı rahatlık ve güveni yaşadığınız bir mecra ya da ortamda çalıştığınızdan emin olmaktır.
Çalışmanın işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayabilirim?
Çoğu kişi seanslara düzenli katılarak ve varsa seans aralarında girişilen çalışma ve uygulamalar ile çalışmanın ilerleyen haftalarında olumlu değişiklikleri deneyimler. Daha önce çalışmaya başlarken yaşantı ve belirtilerin öznel ve nesnel değerlendirmeleri, ilerleyen seanslarda tekrarlandığında iyiye gidiş hem uygulayıcının gözleminde hem danışanın deneyiminde teyit edilirse çalışmanın yardımcı olduğu düşünülür. Buna karşın danışmanın ya da danışanın makul sürede olumlu yönde bir değişimi belirleyememesi ya da zihinsel süreçlerde yaşanan farklı, yeni olumsuzluklar çalışmanın etkinliğini sorgulamayı gerektirir. Bu tür değerlendirmenin örneğin çalışmanın 6. ayında yapılması ve istenen değişimin incelenmesi uygulamanın etkisini belirlemede bir yol olabilir.
