Kişi kesinlik, kontrol ve dünün yarını belli etmesi açısından belirsizlik ve krizden korkar. Travmalar ise bizim için önemli olan düzen ve sürekliliklerde kırılmalara yol açar. Kişinin dünden yarına geçmesine yardımcı olan bazı süreklilik köprüleri vardır.
Bunlardan birincisi bilişsel sürekliliktir. Bunun içine yaşamla ilgili bildiklerimiz, olayları algılama ve ele alma biçimimiz, içinde bulunduğumuz grubun kural ve yasaları, mantıklı yargıda bulunabilme ve bu yargıyı uygulayabilme becerisi girer. Örneğin “Sevdiklerim hep yanımda olacaklar”; “Harcamalarımı düzenlediğim sürece zora düşmeyiz.” “Olumlu düşünüp sevap işlersen Allah her zaman yüzünü güldürür.’’ gibi düşünce ve inançlar kişinin çevresiyle ilişkisinde önemli dayanaklar olabilir. Bir travmada bu süreklilikte önemli kırılma ve çatlaklar oluşabilir.
İkincisi roller ve işlevlerle ilgili sürekliliktir. Örneğin bir kadının ya da bir erkeğin, ebeveyn, eş ve memur çalışan şeklinde farklı rolleri ve bunlara ilişkin sorumlulukları varsa yaşanan bir travma sonrası bu rollere ilişkin beceri ve alışkanlıklarda kırılmalar ve bozulmalar olabilir.
Üçüncüsü kişilerarası süreklilik ve sosyal destektir. Travmada içinde bulunduğumuz, ait olduğumuz sosyal çevre, aile, iş çevresi, mahalle, etkinlik arkadaşları ile ilişkilerde kırılmalar olabilir.
Dördüncüsü kişisel tarih sürekliliği ve değerlerdir. Travmada kendimizle ilgili inançlarımızda, değerlerimizde, kendilik algımızda, duyarlılıklarımızda, duygularımızda, kendimizi ifade edişimizde, öz kaynaklarımızda kırılmalar olabilir. ‘Nasıl biriydim? Şimdi nasıl birine dönüştüm?’ gibi soru ve yanıtları üzerinden kişi kendini tanımakta zorlanabilir.
Bu sürekliliklerdeki kırılma ve bozulma yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de geçerlidir. Bilişsel açıdan çocuk tekrarlı hatırlamalarla olayı zihninde devam ettirebilir. Akademik açıdan öğrenme güçlüğü, dikkat ve odaklanma sorunları sergileyebilir. Bilişsel çarpıtmalar ve unutkanlık sergileyebilir. Gece uykularında kabuslar görebilir. Zaman algısında bozulmalarla dünü, bugünü ve geçen haftayı karıştırabilir. Duygulanım ve duyumları açısından çocuk el ve ayaklarında uyuşma olduğundan yakınabilir. İçinde bulunduğu an ve ortamdan koparak kısıtlı duygulanım sergileyebilir. Zaman zaman nedensiz öfke şeklinde kendini gösteren duygu patlamaları, belirli durumlara özgü ya da genellenmiş korkular geliştirebilir. Suçluluk algısı, kafa karışıklığı, güvensizlik, yalnızlık, çökkünlük yaşantıları içinde olduğunu ifade edebilir. Davranışları boyutunda çocukta fark edilir düzeyde bir tedirginlik ve tetikte olma hali gözlenebilir. Aşırı hareketlilik ya da içe kapanıp sessizleşme görülebilir. Oyunlarında yaşadığı travma ile ilintili bir tema sergileyebilir. Uyku sorunları yaşayabilir. Bir tür geriye gidiş ile davranışlarında yakınlarına yapışma, onlardan ayrılmakta zorlanma; tuvalet kontrolünü kazanmışken tekrar alt ıslatma görülebilir.
Tüm bu belirtiler çocuğun etkilenme derecesinin ve çevresel tepkilerin doğru değerlendirilmesi açısından bir uzman desteği almayı gerektirir. Diğer yandan çocuğa yakın olan yetişkinlerin ya da ebeveynlerin de deneyebilecekleri vardır.
Çocuklara nasıl yardım edilir?
BİLİŞSEL SÜREKLİLİK adına çocuğu ihtiyaç duyduğu sıklıkta bilgilendirmek, yaşadıkları veya gördükleri ile ilgili konuşma ihtiyacına yönelik açık ve yanıtlayıcı olmak çok önemlidir. Bir yakının kaybı, tanık olduğu bir ölüm varsa ölüm ile ilgili doğru bilgiyi olgunluk yaşlarına göre vermek ihmal edilmemeli.
ROLLERİN VE SORUMLULUKLARIN SÜREKLİLİĞİ için çocuğun günlük rutininde devam etmesini sağlamak, daha önce ne yapıyorsa devam ettirebildiği ölçüde bunları yapmaya devam etmesine teşvik etmek önemlidir. Ayrıca travmaya bağlı beklenmedik şekilde etkilenen aile düzenine katkıda bulanacak şekilde baş edebilecekleri küçük işler vermek de yardım etmelerine izin vermek açısından değerlidir.
SOSYAL DESTEK ve KİŞİLERARASI SÜREKLİLİK açısından çocuğun arkadaşlık ilişkilerini devam ettirmek onu yalnız bırakmamak, çevresiyle iletişim kanallarını açık tutmak önemlidir.
KİŞİSEL GEÇMİŞ VE BENLİK SÜREKLİLİĞİ için yine çocuğun olağan günlük rutinlerine dönmesi kendisini besleyen değer ve inançlarını sürdürebilmesi açısından önemlidir. Eğer sarsılan değer ve inançları varsa bunları dönüştürmek yerine yenilerini koyması için olumlu yeni fırsatlar yaratmak da önemlidir.
Elbette bu süreçte çocuğa ilgili ve olumlu bir yaklaşım içinde kendisinin sevildiği ve önemsendiğine ilişkin güvence vermek, verilen sözleri tutmak unutulmamalı. Duygularını ifade etmesini cesaretlendirmek; gelecek için umut verici bir tutum içinde olmak, iletişimde kalmak; rahatlaması ve eğlenmesi için fırsat yaratmak iyi etki edecektir.
Kaynak
Sistemik Aile Terapisi’nde Temel Kavramlar – Nevin DÖLEK, Dr. Psikolog, Çift ve Aile Terapisti – Yayınlanmamış seminer notları, 25 Ekim 2015
