Yeme Bozuklukları

En yerleşik yeme bozuklukları tanımları Anoreksiya Nervoza (AN) ve Bulimia Nervoza’dır (BN).  AN’de öncelikle kişinin yaşı, cinsiyeti, gelişimsel süreci ve beden sağlığı dikkate alındığında kilosunun beklenen en düşük düzeyden de düşük olduğu görülür. İkinci olarak kişi, kilo almaktan ve şişmanlamaktan çok korkarak düşük vücut ağırlığına karşın kilo almayı güçleştiren girişimlerde bulunur.  Üçüncü olarak kişinin vücut ağırlığı ve görünümü ile ilgili, algısında gerçekçi olmayan bir taraf yani bir bozulma vardır.  BN için de belirleyici üç kriter vardır.  Öncelikle kişinin tekrarlı, kontrol edemediği büyük miktarda gıda tüketimi içeren tıkınırcasına yeme dönemleri olur. İkinci olarak kilo almaktan sakınmak için kişi kendini kusturma, müshil hapı, idrar söktürücü ilaçları uygunsuz kullanma, katı diyet programları ve egzersiz programları uygulama yoluna gider.  Üçüncü olarak kişinin kendilik değerlendirmesi ve öz saygısı beden şekli ve ağırlığından belirgin şekilde etkilenir.  BN kadınlarda %1 ila %3 oranında görülürken erkeklerde çok seyrek görülür ve kilo normal sınırlar dahilindedir.  Bir başka yeme bozukluğu kategorisi Tıkınırcasına Yeme Bozukluğudur.  Bu tanımlamada kişi çok miktarda yiyeceği kısa bir zaman dilimi içinde tüketirken yeme üzerindeki denetimini tümüyle yitirdiği algısındadır.  Buna karşın BN de olduğu gibi bu bozukluğa kusma ve ilaç kullanımı gibi ödünleyici girişimler eşlik etmez.  Ayrıca bu kişiler belirgin aşırı kilolu ve obez sınıfındadırlar.  Bu rahatsızlıkların hepsi vücut metabolizması üzerinde oluşturdukları baskı nedeniyle tedavinin öncelikli olduğu rahatsızlıklardır.

Burada terapi, rahatsızlığın devamına katkıda bulunan bilişsel ve davranışçı etkenlere vurguyu içeren bir modele dayandırılmıştır.  Bu modele göre kadınların dış görünümlerinin ince ve sosyal ideal kadın güzelliğine uygun olması yönündeki sosyokültürel baskı, kadınların kilolarını ve görünümlerini fazlasıyla önemsemelerine neden olmaktadır.  Bu da kadınların yiyecek alımlarını katı ve gerçekçi olmayan bir şekilde kısıtlamalarına neden olur ki bu da kadınların fizyolojik ve psikolojik olarak yeme üzerindeki kontrolü yitirebildikleri dönemlerin yaşanmasına yol açar.  Kusma ve diğer katı kilo kontrolü girişimleri bu kontrol kayıplarını telafi etmeğe yönelik geliştirilir.  Kusma, kişinin olası kilo almaya ilişkin kaygısını hafifleterek ve otonomik sinir sisteminin kontrolündeki açlık, tokluk ve yeme döngüsündeki işleyişi aksatarak tıkınırcasına yeme nöbetlerinin devamına yol açar.  Buna karşın bu ataklar ve kusma davranışı kişide sıkıntı ve öz güven eksikliği yaratarak kaçınılmaz olarak daha fazla besin kısıtlama ve aşırı yeme davranışına neden olur.  Bu kendi kendini devam ettiren kısır döngüde yeme atakları hem kısa dönemde rahatlatıcı hem de orta dönemde rahatsızlık kaynağı olarak devam eder.  Bu modele dayanarak geliştirilen tedavi bilişsel davranışçı süreçler dahilinde daha önceleri kaçınılan yiyecekleri aşamalı tüketmeyi, aşırı yeme ve kusma riski içeren durumlarla baş etmekte yapıcı beceriler geliştirmeyi, rahatsızlığın tekrarını önleyici sağlıklı tutumlar geliştirmeyi hedefler.  Tedavi sınırlı süreli, yönlendirici ve çözüm odaklıdır.