Boşanma ve Çocuk

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 verisine göre Türkiye genelinde evlenen çiftlerin sayısı 565 bin olurken kaba evlenme hızı binde 6,6 olarak belirlenmiş.  Ortalama ilk evlenme yaşı erkekler için yaklaşık 28, kadınlar için yaklaşık 26 olarak belirmiştir.  2023 yılında boşanan çiftlerin sayısı ise yaklaşık 172 bin olmuş ve kaba boşanma hızını binde 2 değerine getirmiştir.  2023 yılında gerçekleşen boşanmaların evliliğin kaçıncı yılında gerçekleştiği verisi değerlendirildiğinde boşanmaların % 33’ünün ilk 5 yıl içinde, %22’sinin ise ikinci 5 yıl içinde gerçekleştiği görülüyor. Kesinleşen boşanma davaları sonucunda 2023 yılında 171 bin 881 çift boşanırken 171 bin 213 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin %75 oranında anneye, %25 oranında babaya verildiği görüldü.

Aile yaşam döngüsü içinde gerçekleşen bir boşanma küçük ya da ergen yaşlardaki çocukların ve onların ebeveyni olan eşlerin bireysel yaşamlarında yeniden uyumu gerektiren bir değişim süreci ve bir dizi başa çıkılması gereken sorun yaratır. Burada boşanmanın olgu olarak kendisinin değil, ancak boşanma sonrası beliren tüm değişim ve uyum sürecinin çocuğu ve beraberinde ebeveynleri etkilediği görülür. Bu değişim ve uyum sürecinde çocuklar üzerinde kritik etkisi olan, boşanan anne ve baba arasında süre gelmiş ve devam eden çatışma ve anlaşmazlıktır. Öyle ki çatışmalı bir ebeveyn ilişkisinden boşanma ile uzaklaşan bir çocuk, ebeveyn kaybına karşın bu değişimden fayda görebilir. Araştırmalar, düşük çatışmalı evliliklerde büyüyen çocukların, tek ebeveynli ancak çatışmasız ortamlarda büyüyen çocuklarla benzer uyum becerileri ve gelişim süreçleri sergilediğini göstermiştir. Değişim ve uyum sürecindeki olumsuzluklar içinde ebeveynler arası çatışma dışında diğer olumsuzluklar şu şekilde sunulabilir: Çocuğa alabileceğinden fazla yetişkinlik rollerinin dayatılması; ebeveyn kaybına yönelik çocukta yas, kayıp, özlem ve mutsuzluk; ve bunlara bağlı öğrenme ve sosyal ortamlarda kendini gösterebilen uyum ve davranış sorunları; ve ayrıca ailenin bölünmesiyle kötüleşebilecek sosyo ekeonomik şartlar. Bu olumsuzlukları dikkate aldığımızda boşanma sonrası eski eşlerin ebeveyn çatışmasını nasıl yönetebildikleri, çoğunlukla babayı içeren ebeveyn kaybını nasıl giderebildikleri ve değişebilecek sosyo ekonomik şartları nasıl idare edebilecekleri belirleyicidir.

Boşanmanın sadece bir geçiş olduğu ve önemli olanın boşanma sonrası gerçekleşen değişime ayak uydurma süreci olduğu düşünülürse ebeveynin yapabilecekleri önemli. Yapılabilecekler, boşanma kararının tek ya da çift taraflı alınmasından sonra eşlerin bunu çocuklarına açıklamaları noktasında başlar.   Buradaki öncelikli strateji, çocuklarının gelişimsel düzeylerine uygun olarak çocuğa en dürüst ve yeterli bilgiyi sağlayacak şekilde eşlerin birlikte hareket etmeleridir. Çocuklar gerçeklerlerle başa çıkabilir ancak sırları idare etmekte zorlanırlar.  Kararın her iki ebeveynin bulunduğu bir ortamda ve boşanmanın gerçekleşmesinden birkaç gün önce paylaşılması uygundur. Bu birkaç gün, çocuğa bazı duygularını ve tepkilerini değerlendirip işlemesi için süre vermiş olur. Her iki ebeveynin birlikte bulunması, bu kararı birlikte verdikleri görünümünü sunar ve çocuğun karara ilişkin taraf tutmasını ya da bir kayıp yaşayacağı algısını engeller. Ebeveynler durumu anlatırken saklamakta zorlanabilecekleri duygular yaşayabilirler.  Anne babanın duygularını ifade edebilmesi, çocuğu da bu konuda yüreklendirecektir.   Ancak öfke ve kızgınlığın ifadesi çocuğun kendi üzüntü ve kızgınlığını ifade etmesini engelleyeceğinden önerilmez.  Çocukların boşanmanın sebeplerine yönelik inanılmaz fantezileri ve varsayımları olabilir.  Dolayısı ile boşanmanın nedenlerini bilmeleri hem gerçeklerle başa çıkabilmeleri hem de anne babaya güvenleri için önemlidir.  Nedenlerin detaylarına girilmesi uygun olmaz; ancak kısaca anne ya da babanın bir başkasına aşık olması, yoğun anlaşmazlık ya da yiten sevgi gibi nedenler çocuğa sunulabilir. Burada önemli olan, çocuğun yaptığı, yapmadığı ya da onunla ilgili herhangi bir şeyin buna neden olmadığını bilmesidir.  Zira, çocukların genel algısı, ayrılığa kendilerinin neden olduğunu varsaymaları şeklindedir. Çocuğun bu noktada, bir evinin, onu seven bir anne babasının olacağını, korunup kollanacağını bilmesi önemlidir.  Okul öncesi çocuklar gelecekteki durumları öngörmekte daha büyük çocuklar kadar becerikli olmadıklarından neler olacağını boşanma gerçekleştikten sonra anlamaya başlarlar. Ancak okul dönemi çocukları boşanma sonrası günlerde hayatlarının nasıl etkileneceğini, hangi evde yaşayacaklarını, kiminle kalacaklarını, hangi okula gideceklerini, anne babayı birlikte görüp göremeyeceklerini bilmek isterler. Bu konularda da bilindiği kadarıyla olacakların çocukla paylaşılması çocuğun kendini değişime hazırlayabilmesi için önemlidir. Araştırmalar boşanma sonrası yeni düzene uyum sağlamanın ve yeni tür ebeveynlik rollerinin oturmasının iki yıl sürdüğünü gösteriyor.  Bu süreçte daha önceden süregelen ve boşanma sonrası devam eden ebeveyn çatışmasının belirleyici olduğunu görüyoruz.  Ebeveyn çatışması boşanma sonrası daha çok çocuk eksenli olup çocuğun ne zaman kimde kalacağı, çocuğun velayeti, çocuğun disiplini, çocuğa destek konularında devam ediyor.  Ebeveyn çatışması varsa bu birincil düzeyde ele alınması gereken ve profesyonel destekle giderilmesi gereken bir durumdur.  Bir başka ve kaçınılmaz olan sorun ise velayeti almayan ebeveynin kaybıdır.  Geçerli hukuki uygulama, engelleyici bir sebep olmadığı sürece velayetin anneye verilmesi yönünde olduğundan bu kayıp babanın kaybı anlamına gelir.  Ebeveynler boşanma sonrası süreci iyi yönetemediklerinde bu geçici kayıp gerçek bir kayba dönüşür. Bu da çoğunlukla devam eden ebeveyn çatışması, yeni düzene uyum sağlama çabası, yeni iş, yeni ev, yeni ilişki gibi değişimlerin enerjiyi tüketmesi kaynaklı oluyor. Ebevenlerin bu konuda kaybı en aza indirecek şekilde baba çocuk ilişkisini korumaya çalışmaları önemlidir.  Babanın çocukla ilişkisini sürdürebilme çabasının görüşülen süreye değil, ancak görüşülen süre ve sıklıktaki kaliteye bağlı olarak kaybı önleyebildiğini görüyoruz. Babanın tüm ilgisini ve yakınlığını görüşebildiği sürede çocuğuna sunabildiği sınırlı fırsatlar baba çocuk ilişkisinin devamını sağlayarak kaybı en aza indirecektir.

Boşanmanın çocuk üzerindeki olası etkileri ve bu etkileri olumlu kılma üzerine aktardıklarımdan sonra yine önemli olan, boşanmış ebeveynler olarak yaşamlarını devam ettirecek olan bireylerin bu değişimden nasıl etkilenebilecekleridir. Burada, artık bekar bir ebeveyn olan annenin değişen sosyal ve ekonomik şartlara, kendisi ve çocuğu için yoksunluğu en aza indirecek şekilde uyum zorluğu, çocuğuyla birlikte yaşayamayacak olan babanın kaybı, değişen olası ev ve iş şartlarının zorluğu, olası yeni ilişkilerin ebeveyn çocuk ilişkilerine getireceği yeni ilişki dinamikleri ve uyum zorlukları ilk akla gelen etkiler olarak sıralanabilir.  ABD’de ve Avrupa’da yıllardır yaygın olarak, ülkemizde de bir süredir sınırlı erişilebilen profesyonel uzman desteği ve yaşantısal grup çalışmaları bireyleri ve ebeveynleri bu değişim ve uyum sürecine hazırlamakta; eşlikçi çözümleri sunmaktadır.  Bireylerin kendi yaşam tecrübelerinin, algı ve tepki biçimlerinin çeşitlilik gösterdiğini düşündüğümüzde bu tür bir değişimden nasıl etkilenebileceklerini çeşitlendirmek ve buna uygun yönlendirmelerde bulunmak güçleşir.  Ailelerle de çalışan bir klinisyen olarak ben karşılaştığım boşanma durumlarında yönlendirme ve karar desteğini ancak çocuklar söz konusu olduğunda sunabiliyorum. Eşlere ya da boşanmış ebeveynlere inanarak söyleyebildiğim tek şey şudur: Evli ya da boşanmış, birlikte ya da ayrı bireysel özlemlerinize yönelik kendi huzurunuza ve mutluluğunuza odaklı kararlar alıp adımlar atabildiğinizde çocuklarınız bundan olumlu etkilenip fayda sağlayacak ilk bireyler olacaklardır.  Birey olarak sizin mutluluğunuz, bağlantıda olduğunuz yakınlarınızla mutluluğunuz ve dolayısı ile aile mutluluğunuz demektir.